62 kilo veren Emel’den mektup var…

FullSizeRender (4)

O artık başarmış, ideal kilo özgürlüğünü yaşamış biri….   “”18.01.2016 tarihinde başladı sizinle bu yolculuğum, tam tıkandığım yorulduğum bir dönemde çıktınız karşıma, sizinle bu yola girerken tek düşündüğüm aman en fazla 1 ayım gider olmuştu, su an olduğum yere bakıyorum da 1 ayım gitmedi bir ömür kazandım sizinle bu yolda.Hayal ederken bile benim bile acaba dediğim bir yerdeyim su an. 1 yılda bedenim,zihnim,hayatim, hayallerim bile değişti. Likya ile tanıştım sayenizde sınırlarımı keşfettim, kendime bile itiraf edemediğim bir hayaldi ve gerçek oldu orada yaşadıklarım, 2 dakikada insanin duyguları nasıl 180 derece değişir bunu öğrendim sizinle, bazen bir anne,bazen en yakin dost,bazen öğretmen oldunuz bana, hayatimin tüm alanında yer aldınız bu sure zarfında size zaman zaman hayatıma her alanını sizinle paylaşırken sizi zorluyor muyum dediğimde “emel bu benim hem isim hemde zevk alarak yaptığım bir şey bu bir süreçse bu surece her şey dahil dediniz”her zaman, sizinle ideal bedene son 7 kaldı heyecan dorukta hemde çok…İyi ki hayatıma girdiniz sizi seviyorum. Evet bu süreç bir gün gelecek bitecek biliyorum ama siz benim bir omur hayatımda olacaksınız bir dost bir arkadaş bir abla olarak…”” Sevgili Emel bu satırları yazarken 62 kilodaydı. Artık ideal kilosunda ve tam 56 kilo. Başaranlar listesine adını yazdırdı…  

Read More...

ZAYIFLAMA ODAKLI YAŞAM KOÇLUĞU

img_1699

Zayıflama odaklı yaşam koçluğu sıradan online diyet programı değildir. Hap yut, toz iç, tayt giy, uykuda cd dinle zayıfla gibi gerçek dışı uygulamalar olmadığı gibi organlarını kesip atmadan tam tersine beden bütünlüğünüzü koruyarak sizi gerçek özgürlüğe kavuşturur. Sizi değiştirmez dönüştürür. Meşhur Çekim yasası kuralı şudur:  Ne istiyorsan onu çekemezsin, neysen onu çekersin… Düşünceni değiştir hayatın değişsin diyorlar evet ama düşünceni değiştirebilmek için önce o olman lazım, onu yaşaman lazım. Gel gerçek hayatın içinde yaşayarak kilo sorununu çözelim… Bakın Gamze Gözalan bir röportajında nasıl anlatmış kilo verme sürecini; “İlk ameliyatımı 8 yıl önce oldum. İki ayda 158’den 100 kiloya düştüm. Ama bir gün, içinde bulunduğum araç fazla hareket edince kelepçem patladı; ameliyatla kelepçeyi çıkardılar. Verdiğim kiloları yeniden aldım. 2 sene sonra, 2006’da, hiç düşünmeden ikinci kez ameliyat masasına yattım. Göbeğimden yukarıya kadar kestiler; safra kesemi alıp, kelepçeyi taktılar.Böylece iki yıl süren sancılı dönem başlamış oldu. Ağrılarım inanılmazdı; evden çıkmadım, kimseyle görüşemedim. Sonra karşıma Prof. Dr. Cihan Uras çıktı ve birbirine yapışmış olan organlarımı yedi saatlik ameliyatla ayırdı; bağırsaklarımın bir kısmını aldı ve kalın bağırsağımı yemek borusuna bağlayarak rahatlamamı sağladı. Üç profesör, iki uzman doktor, bir de estetik cerrah girdi ameliyatıma….” İki yıl ve sonuç birbirine yapışmış 7 organ ve hala çözüm yanlış…

Read More...

ZAYIFLAMA SIRRI “ARA ama…..”

_mg_5580

 HİKAYE HEP AYNI; “MUTLULUK AZ SONRA……” Sistem der ki, “ARA ama asla BULMA!” İşte tüm kilolu insanlar çözüm arıyor ama bulamıyor, çoğunluk tarafından esaslı bir biçimde sorgulanmadığından sahte çözümler gücünü ve popülaritesini kaybetmiyor. . Bir maske çıkartılıyor başka bir maske takılıyor. Ama hiçbir yere varılmıyor. Birçok kilolu her insan kendini bu şov dünyası içinde kaybediyor ve ne yapsa da kısır döngünün içinden çıkamıyor. Koşarak bir yöntemden diğerine geçiyor. Emeksiz çözüm arayanları, ilk önce kendini kandırmak isteyenleri kandırmak ve avutmak için çok başarılı bir sistem kurulmuş durumda. Öncelikle kendini temelden sorgulamaya başlamadan, bağımlılıklarından vazgeçmeyi göze almadan doğru yolu bulman mümkün değil. Yöntemlerin çoğu çözüm bulmak yerine seni kendi ürünlerine bağımlı kılmaya çalıştığında bu kısır döngüden kalıcı olarak kurtulmak mümkün değil. Çünkü sorunu çözmeye çalışanlar sorunun bir parça iken kendi kendini yok etmesini beklemek ne kadar akıllıca olabilir? Düşünün ki bir polis cinayet işlemiş ve o cinayeti çözme görevi de o polise verilmiş. Biz de onun kendi kendini yakalamasını bekliyoruz. Arıyorsun ama bildiğin şeyi, sana sunulanı arıyorsun…İçinde yaşadığın sistemin yarattığı kollektif bilinç etkiliyor seni de. Onun için başarısızım deme “henüz hiç başlamadın” Okumaya devam etmek için tıkla http://baharpancukdeniz.com/zayiflik-mutluluk-mudur/

Read More...

ZAYIFLAMA KOÇU BAHAR PANÇUK DENİZ

UYAN ve ÖZGÜRLEŞ

Zayıflama koçun olması demek, hem diyetisyenin, hem spor hocan, hem personal trainer’ın, hem terapistin, hem sırdaşın kısacası her şeyin bir arada senin yanında olması demek…. Ama aslında siz beni nasıl tanımlıyorsanız, ben oyum. Arkadaşlık tadında, dostluk gibi ama aslında bambaşka bir boyutta, bambaşka bir diyalog. Başarıyı getiren ve iyi bir koçta olması gereken en önemli şey; bütün bu yollardan sizinle yürümeden önce ben geçtim, yaşadım, denedim ve bizzat kendim başardım. Kilolu olmanın psikolojisini de, ideal bedene ulaşmanın keyfini de bizzat yaşadım. Kazanacağınız özgürlüğün değerini bildiğim içinde bu işi acayip ciddiye alıyorum. Çünkü ideal kilo özgürlüğümdür ve biliyorum ki özgürlüğündür. Bir zayıflama koçu beslenme uzmanı değildir, olmasına gerekte yok…,O, aslında zayıflama hedefli bir yaşam koçudur… Ama yine de bir sürü programa katıldım, değişik sertifikalar aldım,ben de bir çok şeyi inceledim, irdeledim. Ve zayıflama konusunda şunu fark ettim, sadece diyet yapmak işe yaramıyordu, sadece spor yapmakta bir işe yaramıyordu. Bütün diyet kitaplarını yutsanızda, diyetisyenlerin kapısını aşındırsanızda, saatlerce spor salonuna kapansanızda olmuyordu, olamıyordu. Kalıcılık sağlanamıyordu, ver al döngüsünden kurtuluşun yolu bu değildi. Nasıl ki çok tatlı yiyen birinin hayatından, onu çıkardığınızda, yerine başka bir şey koymanız gerekir, doğanın kuralı her boşluk bir süre sonra dolar. Yaşadığımız büyük acıların bile yerini zamanla başka bir…

Read More...

ZAYIFLAMA KAMPIMIZDA BAŞINIZA GELECEKLER…

15078689_572096766312784_1756135150127698077_n

    Zayıflamanın çok özel dünyasına hoşgeldiniz. KAMPIMIZDA BAŞINIZA GELECEKLER; -Kilo kaybedeceksin, -Kilonu nasıl koruyacağını öğreneceksin, -Özgüven kazanacaksın, kendini muhteşem hissedeceksin, -Hayatını değiştireceksin, -Gerçekten iyi vakit geçireceksin. -Nişastalı ya da şekerli bir yiyeceği kokain gibi kavradığında ya da buna ihtiyaç hissettiğinde bu davranışı nasıl dönüştüreceğini öğreneceksin. -Bizimle zayıflamak çok özeldir çünkü sıradandır, senden başka hiç bir şeye ihtiyaç yoktur. Zayıflama Kampı deyince sürüyle koşacağınızı zannetmeyin, gelin ve kişiye özel uygulamalarla kalıcı başaranlara isminizi yazdırın… KISACASI KAMPIMIZDA KENDİ POTANSİYELİNİ KEŞFEDECEKSİN… Hayata yeniden ‘BEN DE VARIM’ diyebilmek için…. Şimdi zayıflama tatili zamanı ama sıradan bir zayıflama kampına değil, tüm korkularınızdan, bilinçaltı kodlamalarınızdan arınıp kalıcı zayıflamaya ulaşabileceğiniz bir tatile davetlisiniz. Ver-al döngüsüne artık son verebileceğin ve kalıcı ideal kilo ile hem ruhunu hem de bedenini özgürleştirebileceğin sana özel bir süreç. Unutma  İdeal kilodan başka bir varoluş şekli yoktur… www.bedenmuhendisi.com.tr  

Read More...

KALICI ZAYIFLAMA ÖZGÜRLÜĞÜNDÜR

11156358_917505098301990_5011366009903479338_n

KALICI ZAYIFLAMA Uygun koşullar olmadığı zaman, başka bir seçeneğimiz kalmadığından bazı alışkanlıklardan kurtulmuş ve başarmış gibi hissederiz. Günlük hayatınızda 2 saat sigara içmeden duramazken, 20 saatlik bir uçak yolculuğuna çıktığınızda bu süre içinde sigara içmeden yolculuk yapabilirsiniz. Çünkü koşullar uygun değildir ama koşullar değişir değişmez hemen aklınıza ilk gelen şey sigara yakmak olacaktır. Kilo verirken de maalesef aynı sorun geçerlidir. Kendimizi uzun süre, aylarca bir kampa kapattığımızda başka seçeneğimiz olmadığı için kilo veririz. Ama bu durum bahçemizde ki yabancı otları temizlerken onları biçmek gibidir. Koşullar uygun hale geldiğinde, yağmur yağdığında, bahar mevsimi geldiğinde o biçtiğimiz zararlı otlar yeniden büyür ve bahçemizde ki yararlı otlara zarar vermeye başlar.  Oysa ki zararlı otları kökünden sökersek koşullar nasıl olursa olsun tekrar büyüme olasılığı yoktur. Aylarca kampta kaldık, zayıfladık, hedefimizi yakaladık. Sonra kendi hayatlarımıza geri döndük, aynen üstten biçilmiş ot gibi, koşullar değişti, hayata yüklediğimiz anlamlarla doğru orantılı yaşadığımız streslerle birlikte eski alışkanlıklarımızı hortlatan koşullarda yaşamaya başladık ve altta kökleri duran bu alışkanlıklar bir iki geri gelmeye başladı. Ve beraberinde tabii kilolar geri gelmeye başladı. Çünkü bu güne kadar stresle baş etme yolu olarak yemeği seçmişiz. Kendi koşullarımızın içinde üstesinden gelmeyi başarabilirsek işte o zaman kilo sorunumuzu kökten söküp atabiliriz. Herkes zayıflamak ve değişmek…

Read More...

HAYALLERİNİZİN PEŞİNDE KOŞUN…

14495526_1236368986415598_2088003665623491017_n

  Likya ultramaratonu benim için bir simge oldu diyebilirim. Geçen yıl ilk kez katılacağım zaman neyi yapıp neyi yapamayacağımıza karar vermiş olanlar gitmememi söylemişlerdi 51 yaşında bir kadın olarak yapılamayacaklar listesinin başında olmalıydı tabii bu koşu…   Ama ben haddini bilmez biri olarak doktorların senin artık troid bezin yok zayıflaman imkansız daha fazla kilo almamaya çalış demelerine rağmen 47 kilo vermiştim. Tabii ki tüm doğru diye öğretilenleri unutarak, kendimi keşfederek. Sistem bizi doğduğumuz andan itibaren cinsiyetimize, doğduğumuz ülkeye, şehire hatta mahalleye, ekonomik durumumuza göre masallarla başlayarak empozelerle şekilliyor ve bu şekilde kişiliğimiz oluşuyor. Sonra bakıyoruz ki iki kişi gibiyiz istediğimiz hayat ve yaşadığımız hayat. Sanıyoruz ki kaderimiz bu. Çünkü öğretilenler arasında bu da var, çabalama kabul et oysaki İSRA suresi der ki ‘Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık’   İşte Likya yolculuğunun benim için anlamı bambaşka. 35 bayan sporcu arasından 10. oldum, bu harika ♥ ama önemli olan bu değil, hayallerimin peşinde koşabilmek, koşarken düşsem de kalkabilmek, tüm empozelerden sıyrılıp kendimi yaşayabilmek…. İstemek, çaba sarf etmek ve hak etmek demektir. Her konuda başarı için; ”muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kanda mevcuttur.” Olmaz diye bir şey asla yok ve kararlı bir kadından daha güçlü hiç bir şey yok… O zaman…

Read More...

ONLINE ZAYIFLAMA DESTEĞİ ve ZAYIFLAMA EĞİTİMLERİ

haziran2012

GERÇEĞİ KEŞFEDİN… Hedefimiz problemli davranışların yerine koyacağımız anlamlı şeyleri hayatımıza katabilmek. Hayata yeniden ‘ben de varım’ diyebilmek, zararlı bir şeyi yararlı hale getirebilmenin olanaksızlığını, keşke hayat daha kolay olsaydı demek yerine, keşke ben daha çabalı olsaydım demek gerektiğini öğrenmek. Herkesin bildiği gibi tohumu toprağa ektiğimizde filizlenir ve o zaman en küçük tohum bile kocaman bir ağaca dönüşür. Bu noktada ihtiyaç duyulan tek şey doğru topraktır. Ama dikkat tohumu bir betonun ya da kayanın üzerine bırakırsak hiçbir işe yaramaz, hatta kurda kuşa yem olur. Kumun kilin içine atarsak çürür gider. Oysaki doğru toprağa ektiğimizde kocaman bir ağaç olmakla kalmaz kuşlara da sığınak olur. İçinde gizli olan o potansiyeli açığa çıkarmanın ilk koşulu doğru toprağı bulmaktır yani. İşte sizin kendi potansiyelinizi keşif yolculuğunuzu anlamanız da buna benzer bir durum; tohumun içindeki ağaç misali; aslında anlaşılmaz yaşanır… http://www.bedenmuhendisi.com.tr/n/degisin-donusun

Read More...

Çarpıcı bir fotoğraf serisi: Bir gülümseme insanlara dair algımızı nasıl değiştirir?

Jay-Weinstein-gulumse-portre-10

Fotoğrafçı Jay Weinstein 2013’te, Hindistan, Rajasthan çöllerinde yaptığı bir seyahat sırasında ilginç bir olay yaşar. İnsanlara bakışını hayli etkileyen bu olayı Weinstein daha sonra şöyle anlatır: “Yoğun tren istasyonunun yanında, fotoğrafını çekmek istediğim bir adam gördüm. Tereddüt ettim. Gözünün içine baktım ve katı, sert görünümü gözümü korkuttu. Bir fotoğrafı öldüren her zaman o tereddüt anıdır. Ondan uzak durmaya ve diğer insanları çekmeye karar verdim. Ta ki adamın şen şakrak bir sesle ‘Benim de fotoğrafımı çek!’ dediğini duyana dek.” Weinstein, kameranın lensini ayarlar. Eli deklanşöre gider ve öznesine “gülümse” deyiverir. O an karşısındaki adamın bambaşka bir insana dönüştüğünü görür. Adamın yüzü aydınlanmış, gözleri parlamaya başlamıştır. Hatta duruşu bile değişmiştir. Weinstein bir sonraki fotoğraf serisinin temasına işte o an karar vermiştir. Bir yabancının yüzündeki gülümsemenin etkisini belgelemek ister. Jay Weinstein bu seri kapsamında kamerasının karşısına geçen sayısız “yabancı”dan gülümsemesini ister. Karşısına çıkan insanların gülümsemeden önce ve gülümserken fotoğraflarını çeker. Ortaya çıkan sonuç yabancılara dair algımızın bir gülümsemeyle bile şekillenebileceği yönündedir: “Yani isimler yok. Meslekler yok. Teyit edilmiş dinler ve etnik kökenler yok. Büyüleyici hayat dersleri veya kalp tıngırdatan anılar yok. Yalnızca bir insan yüzü var. Gülümserken ve gülümsemezken.”

Read More...

ZAYIFLAMA ve MUCİZE

11953240_424990967690032_6886470236557938409_n

  Hepimizin kim olduğumuz ve hayatımızda neleri yapabileceğimiz konusunda bir düşüncesi vardır.  Mucize işte bu algıyı değiştirdiğimiz anda gerçekleşir. Birçok mucize aslında yaratıcı gücümüzün sonuçlarıdır. Bir mucize istediğimizde ve onu yaratabileceğimizi kabul ettiğimizde olan şey mucizedir. Daha sonra gerçekleşen şey sadece ayrıntıdır. Çoğu zaman mucizeler yaratamayız çünkü mucizelerin bizim başımıza gelebileceğine inanmayız. Bir mucize yaratabilmek için ilk adım yeni düşünce biçimini geliştirmektir. Duygu ve düşüncelerimiz fizik realiteyi etkiler. Yolu bilmek ile yolu yürümek arasında çok fark vardır yani istemek yetmez seçmek gerek. Tüm bunların bizi ilgilendiren başka bir boyutu da söz konusu, başka birinin çabaları bizim hayatımızda mucize yaratabilir mi? Bunun yanıtı için ‘duygular ve suya etkisi’ yazısına bir göz atalım mı?     DUYULAR VE SUYA ETKİSİ: http://www.youtube.com/watch?v=mCHWoshp_uA&feature=related Dr.Emoto’nun su araştırması düşünce ve duyguların fizik realiteyi etkilediği gerçeğini ortaya koyar. Aynı yerden alınan su örneklerine yazılı ve sözlü kelimelerle veya müzikle değişik niyetler, düşünceler yönlendirildiği, odaklanıldığı zaman ‘’su kendi ifadesini değiştimektedir’’. Temel olarak Dr.Emoto suyun ifadelerini yakalamayı başarmıştır. Geliştirdiği teknikte çok soğuk bir odanın içinde son derece güçlü bir mikroskop ve çok yüksek hızlı bir fotoğraf çekim şekli uygulamıştır. Bu teknikle henüz oluşmuş donmuş su kristallerini fotoğraflamıştır. Ancak, değişik bölgelerden alınmış su örneklerinin hepsi kristalize olamamaktadır. Örneğin, çok kirli…

Read More...